Kas 8, 2017
38 Views
0 0

FENERBAHÇE’NİN KURTULUŞ YOLU

Written by

 

 

Cihan TAŞÇI

 

 

Son yıllarda taraflı tarafsız herkesin ortaklaşa kullandığı bir cümle var.
Ne olacak bu Fenerbahçe’nin hali?
Bu sorunun cevabı medyadaki yorumcular ile işin uzmanları tarafından farklı ele alınmaktadır. Fakat ortak bir çözüm yolu bir türlü gösterilememektedir. Kulübün içerisinde bulunduğu bu buhranlı dönemde her şey göründüğü gibi kolay değildir. Fenerbahçe’nin kurtuluşu önümüzde bir anda olacak gibi durmuyor.
Fenerbahçe’nin içerisinde bulunduğu durumdaki başarısızlık asla Aziz Yıldırım ya da Aykut Kocaman’dan kaynaklı değildir. Fenerbahçe’yi bu başarısızlığa sürükleyen olay, 3 Temmuz’un beraberinde getirmiş olduğu sistemdir. 2011 sezonundan bu yana önce Kadıköy’de sonra Rize’de çalınan şampiyonluklar ve beraberinde gelen kulüp ekonomisinin sürekli aşağı kayması, kadronun da kalite olarak aşağı çekilmesiyle birlikte bu sezon da bireysel hatalar sonucunda inanılmaz maçlar kaybedildi.
Başarısız sonuçlarla birlikte kumpas medyasının, TFF’nin ve kurullarının işi kolaylaştı. Taraftarda da kumpas bitti olgusu oluşmaya başladı. Aziz Yıldırım’ın bırakması görüşü ayyuka çıktı.
Fakat bu süreç bitmiş olsaydı, taraftarın göremediği kumpası dizayn eden gizli otoriter güç, 3 Temmuz’un simgelerinden biri olan aynı zamanda da 2010-11 sezonu şampiyonluğunun kazanılmasında ve korunmasının baş mimarı olan Aykut Kocaman’ın istifasını istemezlerdi. Kaybedilen Osmanlıspor maçının ardından Aykut Kocaman’ın üzüntülü halini yansıtan fotoğrafları kumpasın dizayn ettiği spor medyası çarşaf çarşaf kamuoyuna sundu. İstifa etmeyip takımın başında  kalınca da belden aşağı vurdular. Çünkü istedikleri olmadı.
Aziz Yıldırım’a gelince hiç olmadığı kadar suskun ve suskunluğunu koruyor. Çünkü Aziz Yıldırım çok iyi biliyor ki, var olan gizli otoriter güce karşı yapacak bir şeyi yok.
Her Fenerbahçelinin bildiği gibi 3 Temmuz ve akabindeki süreç Fenerbahçe’yi geri götürdü. Neredeyse Dünya kulübü olma yolunda müthiş adımlar atan Fenerbahçe rakipleriyle her alanda arayı açmış iken 3 Temmuz’da hortlayan şike kumpası ile darmadağan edilmek istendi. Böylelikle Fenerbahçe için çöküşün zemini hazırlandı. Son yıllarda harcanan büyük paralarla kurulan kadrolar istenilen başarıyı bir türlü getiremedi. Bugünün Fenerbahçe’si kimseye bir şey vadetmediği gibi geleceğe de ışık tutmamaktadır. Onun için Fenerbahçe’nin köklü bir değişime ihtiyacı vardır. Bu değişiklik de bugün olacak bir değişiklik değildir.
Fenerbahçe yönetiminin yapacağı iş istifa ederek yönetimi bırakmak olmamalıdır. Kaybedilen bu yıl ile birlikte yapacağı ilk iş Fenerbahçe’yi geleceğe hazırlamak olmalıdır. Bunun için de, Mayıs 2018’de görevi yeni,  genç, dinamik yönetime bırakılacağının ve herkesin Fenerbahçe’de köklü değişikliklere hazır olmasına yardımcı olmak olmalıdır. Fakat bu süreci de sağlıklı yürütebilmek adına, Yargıtay’ın şike davası sonucunu hala açıklamıyor olması Aziz Yıldırım ve yönetimini zora sokarak sürecin uzamasına sebebiyet vermektektedir.
Başkan Aziz Yıldırım’ın yaptıkları ortadadır. Aziz Yıldırım’ın seveni olduğu kadar sevmeyeni de bir hayli fazla olsa da  Türkiye’de spora en büyük katkıyı veren kulüp başkanıdır. Türk sporunda birçok şeyi kökten değiştirmiştir. Alt yapıya olan katkısı, amatör sporlara olan yatırımları ve tesisleşme adına yaptıkları Türkiye’de yeni bir çağ açmıştır. Türkiye’nin modern statlarla tanışmasına Aziz Yıldırım öncülük etmiştir. Asla hakkı ödenemez. Fenerbahçe için alnına sürülen kara leke ile birlikte hapis yatmıştır fakat Fenerbahçe’ye asla toz kondurmamıştır. 20 yıllık kulüp başkanlığı döneminde doğruları olduğu kadar yanlışları da vardır elbette. Şu bir gerçek ki artık bu süreç Fenerbahçe’nin bir kan değişimine ihtiyacı olduğunu doğurmuştur.. Aziz Yıldırım’a düşen en büyük görev, bu kan değişikliği olurken Mayıs 2018’de gelecek olan yeni yönetime yardımcı olmak ve birlikte dışarıdan işbirliği dayanışması içerisinde çalışmak olmalıdır. Büyük başkana yakışan da budur.
Yeni yönetimle birlikte Kulüp içerisinde çalışanlarla da yollar ayrılmalıdır. Çünkü 3 Temmuz süreci ile birlikte Fenerbahçe’ye hizmet veren bu kişilerde yıpranmıştır. İster istemez bu durumdan kurtulamayıp gündelik hayatlarında 3 Temmuz’da yaşananları hala yansıtmaktadırlar. Dolayısı ile kulübe yeni olarak kim gelirse gelsin ister istemez olayların içine çekilerek kişileri olumsuz yönde etkilemektedir.
Mayıs 2018 ile değişime girmek zorunda olan Fenerbahçe, bu değişim ile birlikte kadrosunu da yenilemelidir. Fenerbahçelilik ruhundan yoksun futbolcularla yollar ayrılmalıdır. Fenerbahçelilik ruhu takıma yerleştirilirse o zaman Fenerbahçe takım olur, futbolcular takım olduklarının farkına varıp kenetlenmiş olurlar. Futbol takımında ki en büyük eksiklik şuan itibari ile takım olamama gerçeğidir.
Sonuç olarak Mayıs 2018 de Fenerbahçe’nin yeni bir yola girebileceği gerçeği var. O yolun gerçekleşmesi için de tek engel, Yargıtay’ın ‘’Şike Davası’’ sonucunu hala açıklamamış olmasıdır.
Yargıtay kararı Mayıs 2018’den önce açıklarsa işte o zaman her şey tersine dönecektir…

Article Categories:
YAZARLAR

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ücretsiz Wordpress Temaları
%d blogcu bunu beğendi: